19 Sentyabr 2018, Çərşənbə - 20:20

Ne bitmez çilen varmış, Türk Milleti!…

487840_484367768292815_341598804_n1 Eylül Dünya Barış Günü.

Dünya tarihi savaşlarla, acılarla doludur…

Göz yaşlarının üzerinde yapılan barış anlaşmaları…

Savaşın getirdiyi ölümler, göz yaşları, söndürülen milonlarca ışıklar, dağıdılan yurtlar, zamansiz kayb edilen insan hayatları, evlat acısıyla kavrulan yürekler, hasret dolu gözlerin acısı, bir ömür boyu yollara bakarak gözleri yaşlı annelerin ahı bir barış anlaşması ile geri getirile bilirmi?

Asla!…

Bu acılar dinmez…
Gidenler geri dönmez…

Ama bütün bunlara rağmen dünyanın barışa çok ehtiyacı var…

Türk Milleti olarak her zaman barıştan yana olduk.Biz barış istedikce hep bizi savaşın içine çektiler. Bu gün Kerkük savaş içinde. Doğu Türküstan kendi topraklarında var olma savaşı veriyor. Azerbaycan Karabağ için savaş içinde. Türkiye kendi içinde PKK ile savaşıyor. Balkanlardan Kıprısa, Doğu Türküstandan Bosnaya kadar her tarafda türk zülümle yüz-yüze…

Büyük Atatürk “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” dedi, ama dünya bunun ne demek olduğunu anlayamadı…
Her kes kendi vatanında barışı sağlaya bilse ve insan hayatları bu kadar ucuz olmasa, yaradılanı Yaradan için seve bilse, topluluklar milletleşe bilse, maddi çıkarlar manevi değerlerin önüne gecmese, insanlar imanında va inancında samimi olsa, Allah’ın adıyla aldatmasa, dünya düzene girer, huzur ve barışa kavuşar.

Koynumuzda beslediğimiz yılanlar, ekmeğimizi yiyib, suyumuzu içib, ihanet etmeseler, vatanımıza, toprağımıza, bayrağımıza göz dikmeseler yurdumuza barış gelir, acılarımız diner, Ana’lar ağlamaz, Vatan’ın çilesi biter…

Ne bitmez çilen varmış, Türk Milleti!…

Her yanın yaralı, yurdun yaralı, elin yaralı, dilin yaralı, yüreğin yaralı ve Türk’lüğün yaralı. Dinini de yaraladılar.İslam adına bürünerek, din kardeşlerin imansızca seni katledir ve bu katliamı dünya seyrediyor.

Yeni Dünya düzeninde Dinimiz de yaralandı.

Akan kanların durdulması için bize barış çok lazım…

İlk önce kendimizle barışalım, Millet olarak Türklüyümüzle barışalım, uzun zaman oldu türklükle Savaşımız.

Dünya Türk Milleti ile savaş içinde, bu savaş devam ettikce, Dünyaya barış gelmez, barış gelmezse, dünyanın sonu gelir.

Sonunuzun gelmemesi için Türk Milletini huzursuz etmeyin, çünki, Tarıh onunla başlar ve onunla biter, isterse tarihı sil baştan yapar, sıfırlar ve yeniden başlar.

Büyük başlar, iyi düşünün. Dünyanın dengesi türk milletinin huzuruna bağlı, huzursuz olursak, dengeler bozular ve Dünya savaşı çıkar.

Biz Barıştan yanayık, Sulhun yanındayık…
Dünyaya ve İnsanlığa barış lazım.
Bir gün deyil her gün barış olsun.
Aslında bu da tarihin bir ironisidir ki, her tarafında kanlar akan dünyanın iki barış günü var.
Evet, eskiden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler barış içinde bir dünya mücadelesi görevini hatırlatmak amacıyla Hitler faşizminin 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek ikinci dünya savaşını başlattığı tarih olan 1 Eylül’ü “Dünya Barış Günü” olarak ilan etmişti.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ise 1981’deki 57. birleşiminde, “Genel Kurul’un açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salı gününü”nü “Uluslararası Barış Günü” ilan etmişti. Yıllar sonra Genel Kurul’un 7 Eylül 2001 tarih ve A/RES/55/282 sayılı kararı ile 21 Eylül’ü Barış Günü olarak kabul edildi.

Görüldüğü gibi iki barış günü olmasına rağmen, dünyada barış diye bir şey malasef yok…
Aslında ihtiyacımız olan da barışın ta kendisi…
Ama Mustafa Kamal Paşa’nın dediği asil ve kalıcı barış lazım dünyaya…

Ulu Cavid nasil demişdi:
Kesse her kim dökülen kan izini,
Kurtaran dahi odur, yer yüzünü.

Tenzile RÜSTEMHANLI

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir. Gərəkli sahələr * ilə işarələnmişdir

Tərtibatçı: WebMark Studio

Tənzilə Rüstəmxanlı

Tənzilə Rüstəmxanlı